• İstanbul26 °C
  • Ankara22 °C
  • İzmir33 °C
  • Antalya30 °C
  • Çanakkale30 °C

    Freelancer / Yazar

    12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
    Freelancer / Yazar

    Kerem Farkı ;

    11 Şubat 2015 Çarşamba 22:22

     

    1889374_1482298402048151_812754166_n.jpg

    E-veeeet, meselemiz; Kerem Bürsin!

    Kerem yakışıklıdır falan eyvallah, ama Türkiye de çok yakışıklı var, onu geçelim!


    Kerem iyi oyuncudur, tamam eyvallah, ama Türkiye de hem çok iyi, hem de çok yakışıklı oyuncular var, onu da geçelim:))


    Peki nedir Kerem'in farkı?


    Kerem'in aslında çok-çok önemli bir farkı var!
    Kerem, çok fazla konuşmaması, hatta "bazen konuşamamasıyla" bile, Türkiye'de doğmuş, büyümüş, Türkçeye deli gibi hakim olan bir çok meslektaşından ve akranından çok daha iyi, doğru iletişim ve ilişki kuruyor çevresiyle!
    Çevresiyle derken, ailesi ve yakın arkadaşlarını tanımadığım için, yakın çevresiyle olan ilişki ve iletişiminden değil, "basın, iş arkadaşları, hayranları ve diğerleri ile olan ilişki ve iletişim biçiminden bahsediyorum tabi ki. ;))


    Etrafımda bir çok insan, daha onu yakından tanımadan, onun ne kadar iyi doğal ve samimi olduğundan, ağız dolusu bahsederken, ben biraz beğenerek, biraz merakımdan, biraz da kendisinin "abartıldığından ve kurgulandığından" şüphelenerek, "Şeref Meselesi" dizisi başlamadan hemen önce, twitter da bir Kerem Bürsin "hayran hesabı" açtım.;))
    Onu, çevresini ve hayranlarını resmen sanki "çoook önemli" bir şeyler araştırır gibi takip etmeye başladım. Bir süre, Kerem'in sayfasını, hayranlarının hem özel hem Kerem etiketli paylaşımlarını incelemekle geçti, sonra ben de tweetler atarak, yorumlara, Kerem'le ilgili tag'lara katılarak, hayranlarla yazışmaya, tanışmaya, mesajlaşmaya başladım.

    Diyeceksiniz ki belki onlarda senin gibi gerçek olmayan profillerdir? Hayır, bu konuda benim verdiğim mesainin çok azını bile verseniz, çoğunun gerçek kişiler olduğunu anlarsınız hemen. Bir kere abartısız her yaştan, her cinsten, her kafadan, bir çok dilden ve ülkeden hayranı var Kerem'in. İnanılmaz derecede araştırmacı ve yaratıcılar.
    O an Kerem kiminle, nerde, ne yapıyor, ne beğenmiş, hemen öğrenip, gerektiğinde hafiye gibi ipuçlarını birleştirip anında paylaşıyorlar. Kerem'le ilgili yeni bir resim, haber gelmeyince de, eski videolar resimler shoplanarak, kolajlanarak, bazıları inanılmaz komik şekilde yeniden yorumlanarak, yeni tag'ler yaratılarak kendi "Kerem gündemlerini" oluşturuyorlar.
    Bu arada Kerem, hem instagram da hem de twitter da kendisiyle ilgili çok az şey paylaşıyor ama, "motivasyonlarım" diye adlandırdığı hayranları onu sürekli "Gel! Gel!" diye çağırdıkları için, onlara, mümkün olduğu kadar beğeni yani, hayranlarının tabiri ile "motivasyon" vermeye çalışıyor. Mesela ben bile daha yeni olmama rağmen, 20 den fazla "#motivasyon" aldım Kerem'den.;))
    Kısaca, kısa sürede, sadece twitter'dan Kerem hakkında çok şey gördüm, öğrendim ve iyi vakit geçirdim diyebilirim.

    Bazı örnekler vereyim...
    Mesela Balat’taki dizi setine, sürekli giden hayranlar var, orada Kerem'i görmek için bekliyorlar ama, maalesef fotoğraf çekmek yasakmış. Eh kim bilir, set ekibi çok yoğun ve zor çalışma şartlarından dolayı bazen haklı olarak nasıl çıldırıyor ve çıldırtıyorsa da bizim Kerem, ne yapıp edip bir yolunu buluyor, hayranlarını hatta çok heyecanlanıp, yanına gelemeyenleri bile, "gel, gel" yaparak yanına çağırıyor, ağlayanları sakinleştirerek, resimler çektirerek, mümkün olduğu kadar onlara zaman ayırıyor.
    Kimi hayranı resim çekecek, ama heyecandan telefonunun şifresini unutmuş aceleyle açmaya çalışırken, Kerem onunla "Ooo ne kadar uzun şifren varmış" diye şakalaşıyor.
    10 yaşlarında gözlüklü bir hayranı Kerem'le resim çektirirken "Anne ya, bir kaç tane de gözlüksüz çek" derken o esnada güneş gözlüğü takan Kerem de "Eh, o zaman ben de gözlükleri çıkartayım bari" diyerek gözlüklerini çıkartıyor, hayranının tabiri ile "şebeklik" yaparak herkesi güldürüyor.:))


    Yine Balat’ta geç saatlere kadar kendisini beklemiş hayranlarıyla resim çektirdikten sonra, "Geç oldu, buralar biraz sıkıntılı olabilir" diyor, hayranlarına taksiye kadar eşlik edip bindiriyor!
    Yoğun iş temposunda veya sporda ya da spordan çıkmış, saçı başı dağılmış halde, aceleyle koştururken bile onu durduranları kırmadan, zaman ayırdığı, sohbet ettiği, sorulara cevap vererek en önemlisi kendisi de sorular sorarak ilgilendiği, sarılmalarına izin verdiği hayranlarından bahsetmiyorum bile!;))

    Onunla tanışan herkes, aynı şeyleri söylüyor; "çok kibardı, çok sempatikti, çok güzel konuşuyordu, çok güzel gülüyordu, çok ilgiliydi, bizi sakinleştirdi, sorular sordu, sarılmamıza izin verdi, çok güzel kokuyordu:))"
     

    Neyse efendim bende, iki gözüm Kerem ve Kerem'in hayranlarıyla dolu dolu geçen bir kaç aylık bir twitter macerası sonunda tam bir "Bürsiner" oldum artık derkeeeen, şansıma kendimi "Sevimli Tehlikeli" nin gala gecesine gitmiş buldum ve hayatımda ilk defa Kerem'i orada, yakından gördüm.

    Gayet iddiasız, şık ama sade, rahat giyinmiş, kafasına bir bere takmış, gelmiş. Rahat tavırlar, eller cepte, sırt kısmı çok hafif kambur, öne doğru bir duruşu var. Deli gibi spor yaptığı halde neden böyle durduğu ile ilgili tahminim onun aynı zaman da bir dövüşçü olması! Onlar genelde, yay gibi içe dönük dururlar, her an gelebilecek darbelere karşı hazır!;)) Ha tabi, Kerem'in asla ihmal etmediği hatta bence edemediği, muntazam bir spor hayatı var.

    Neyse devam edelim,
    Kerem o galada, kameralara röportaj verirken de aynı, hayranları ile konuşurken de aynı. Yani hep aynı ölçüde samimi davranıyor. Yanına sürekli birileri geliyor. Tabi o arada bende hemen yaklaşıp, tanıştım kendisiyle. Gözleri cam gibi parlıyor herkese ama herkese "aynı" ilgi ve dikkatle bakıyor, ona söylenenleri dikkatle dinliyor, ne kadarını tam anlıyor bilemiyorum ama sabırla ve nezaketle cevap vermeye çalışıyor. Resim çektirmek isteyenleri kırmıyor, özellikle çocuk hayranlarının yanında, onların boyuna inerek, sevimli pozlar veriyor. Yanına gelen pek ayrılmak istemiyor, hele bazıları biraz abartıp, kendisini çekiştirmeye başlayınca, çok ilginç ve hoş bulduğum hatta takdir ettiğim bir şey oluyor. Kerem'in koruması yok, ben tabi twitter'da ki hayranlardan biliyorum, çoğu yere birlikte gittiği yakın bir arkadaşı var. Galaya da o arkadaşıyla gelmiş. Kerem bizlerle meşgulken, o biraz uzakta kimseye rahatsızlık vermeden ve hiç dikkat çekmeden pür dikkat Kerem'i, bizi ve olup bitenleri izliyor. Buraları ve bizi Kerem'den çok daha iyi bildiği ve Kerem'e çok değer verdiği her halinden belli ki; işte bir ara bazıları Kerem'i çekiştirmeye başlayınca, Kerem daha ağzını bile açmadan, bu arkadaş ok gibi yerinden fırlayarak, Kerem'i kalabalığın arasından kapıp, inanılmaz zarif bir şekilde, kimseyi itip kakmadan, bağırıp çağırmadan, Kerem'i oradan uzaklaştırmayı ve kapalı bir yere kaçırmayı başarıyor.:)) Ortalık sakinleşince kapalı yerden mekanı terk etmek üzere çıkıyorlar. Ben, yanımdaki arkadaşım ve tanımadığım bir hayranı, onları durdurup resim çektirmeyi rica ediyoruz, çok nazik bir şekilde, "tabii olur" diyor Kerem. Önce benimle poz veriyor. Arkadaşım fotoğraf çekmeye çalışırken telefonda aksilikler oluyor "yok şarj bitiyor, yok flaşsız çekiyor, yok öteki telefonu deneyelim" derken, ben Kerem'i resim çektiri cem diye orada beklettiğim için huzursuzlanıp, özürler dileyip, arkadaşıma hadiiiiğ! diye söylenirken, o gülerek "Yoo, yoo! Hiç önemli değil" diyerek beni sakinleştirmeye çalışıyor, sonra bana "Eee, naber? Nasılsın, iyi misin? “gibilerinden bir şeyler soruyor, inanamadığım için ona bakıp bir şeyler geveliyorum, ve fark ediyorum ki onu bekletmemize rağmen, o bizden çok daha iyi bir enerji ve samimiyetle yanımızda duruyor. Ben içimden utanırken, o kızarıyor.
    Her neyse gülüşerek ve eğlenerek nihayet resimleri çekiyoruz. "Çok memnun oldum Kerem!" diye yanından ayrılırken, o bir yandan bana cevap veriyor bir yandan da aynı samimiyetle diğer bekleyen hayranının yanına geçiyor, bu arada Kerem'in arkadaşı, kız daha kendisinden rica etmeden, zarif bir şekilde telefonu alıp onların resimlerini çekiyor.


    Sonuç olarak;
    Kerem Bürsin bütün işi çözmüş! Tamam aileden ve dostlardan yana şanslı bir adam olabilir ama kendisi de, ya gerçekten çok zeki bir adam; her şeyi planlamış, stratejisi var, ne olması, ne yapılması gerektiğini gayet iyi biliyor ve sabırla uyguluyor, ya da melek gibi, inanılmaz sevgi dolu bir adam; ister istemez doğal olanı yapıyor, şansıda yaver gidiyor ve oluyor! Kendisini yakından tanımadığım için hangisidir yada biraz ondan biraz bundandır bilemiyorum. Benim gördüğüm ve anladığım şey; onun hem avantajı hem de dezavantajı olan tatlı aksanıyla, çok "sabırlı, sevimli, anlayışlı, düşünceli alçak gönüllü, utangaç, şaşkın, mahcup, güleç" halleriyle, "mimiklerini, konuşma tonunu, ellerini ve gözlerini" çok iyi kullanarak, hani "ne yapıyorsa" da en iyisini yapmaya çalışarak, belki de evrensel bir dille, hepimizle, hepimizden daha iyi iletişim kurduğudur.

    İşte buna hayran olmamak mümkün değildir.


    İmza: Bir Bürsiner;))

     
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    DİZİLER
      Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Sinema Televizyon Life Style | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : 0000 000 00 00 | Haber Yazılımı: CM Bilişim