• İstanbul17 °C
  • Ankara3 °C
  • İzmir10 °C
  • Antalya15 °C
  • Çanakkale13 °C

    Freelancer / Yazar

    12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
    Freelancer / Yazar

    AİLE İÇİ ŞİDDET!

    04 Haziran 2014 Çarşamba 23:38

     

    Nedir aile içi şiddet!

    Hem aile diyeceksiniz, hemde aile içi şiddet diyeceksiniz.

    Aile tanımı nedir?

    Aile – yuva – tüten baca – soba kenarında miskin – miskin uyuyan kedi!

    Ya da kanepede; yanında sevdiği eşi, çocukları ile akşamı geçiren baba…

    İşinden gelmiş, aile hep birlikte huzur içinde yemeklerini yemişler, sofra taplanmış, çaylar içilmiş. Sıra televizyon ve muhabbete gelmiş.

    Çocuklarınızdan biri odasında, diğeri, yerde uzanmış birlikte televizyon izleniyor. Portakal, elma soyan anne, baba günün olaylarını anlatıyor, eşinin arada kendine ikram ettiği meyvelerini yerken… Sonra eşi yani annede komşuların ya da işindeki olayları anlatıyor, arada çocukların sorunları dinleniyor, yapıcı çözümler bulunuyor, çocuklara fevkalede sabır gösteriliyor, hatta memnuniyetle yapılıyor…

    Ailenin reisi BABA gülerek onların sorunlarına çare oluyor – buluyor…

     Hadi canım sende…

    Bakın ben size başka bir örnek vereyim…

     

    Anne üzgün, çok üzgün, çocuklarına belli etmeden ağlıyor. Çocuklarına bakıyor, içi acılarla dolu en önemlisi korkuyor.

    Eyvah gittikçe onun gelme saati yaklaşıyor!

    “Çocuklar ödevlerinizi bitirdiniz mi? Hadi yavrum çabuk olun. Babanız gelmek üzere…”

    Yazık – Yazıklar olsun!

    Çocuklardan daha cesur olanı:

    “Yine mi bizi döver?”

     Offf, dayanmak ne mümkün! Yarabbi hangi anne çocuğunun bu sorusuna cevap verebilir, gelenin kim olduğunu, hangi ruh durumu içinde olduğunu, vicdanının ne olduğunu bile – bile! Hangi anne? Hangisi biliyor musunuz?

    Çaresiz anneler.

    Kimsesiz anneler,

    Mecbur anneler.

     

    Nasıl mecbur?

    Koruyanı yok, gözeteni, yok, gidecek yeri yok!

    “Nasıl yok onun annesi babası yok mu?”

    “Olmaz mı var.”

    “O halde!”

    O annenin elbetteki bir ailesi var. Varda bu konudaki ahkâm kesen sözleri de var.

    “Beyaz gelinlikle gittin, beyaz kefenle gelirsin ancak bu eve! Başka türlü senin gelişin olmaz. Olamaz… Biz etrafa ne deriz. Ya bizim namusumuz!

    “Namus mu?”

    “Hangi namus yahu!”

    Sizin kızınıza, torunlarınıza yapılanda bir çeşit namussuzluk zaten…

    Namus sadece bir model le mi anılır?

    Namus eziyet eden içinde geçerlidir, namus haram yiyen içinde, namuz eşini döven içinde, namus çocuklarını; ‘babam gelecek eyvah, babam dövecek eyvah’ diye korkup masa altına saklanan evlatların, babaları içinde namustur. Namus onları orada bırakmaktır. Bence değildir.

    Hele buna söyleyecek laf bulamam.

    “Sen gelebilirsin, ama o adi herifin çocuklarını getiremezsin.”

    “Ne?”

    O adi herifin çocukları, sizin torunlarınız. Resmen ve en açık hali ile kızınızın evlatları. Kızınız onları bırakacak sizin gibi düşünenlerin yanana mı gelecek?

    Hayır gelmeyecek.

    O zaman ne olacak?

    Çile çekecek.

    Nasıl çekecek?

    Dayak yiyerek, korkarak, ağlayarak, ürkerek…

    Dahada beteri;

    Çocuklarının dayak yediğini izleyerek, çaresizliğinden, onları o zalimin yani babalarının elinden almak için uğraşırken daha da fazla dayak yiyerek. 

    Sizler hangi insan halinizle,

    Sizler hangi ruh huzurunuzla,

    Sizler hangi vicdan diyemiyorum, bu – bu anlattıklarımın arasında yakışmıyor, o bile hafif kalıyor.

    Yakışanı belkide gaddar kelimesinin içindeki zalimlikler sinsilesinin hepsi…

    Baba korkusu!

    Ne demek baba korkusu?

    Baba evladına nasıl kıyıyor?

    Küçükken ateşlendiği zaman eşinin dünyasını dar adan adam:

    “Sen nasıl bir annesin? Çocuğa bakakmıyorsun, bak yine hasta”

    Diyen adam şimdi niye sebepli sebebsiz bu biçare yavruları hırpalıyor… Niçin?

    Ben bu çocukların, annelerinin hiç nedeni yokken dayak yemesine dayanamayıp, babalarının karşılarına geçmelerinden dolayı ağır cezaları hak ettiklerine inanamıyorum.

    İnanmıyorum.

    Bunlara dünyanın kabul ettiği kutsal iki heceden oluşan;

    “Baba”

    Kelimesini yakıştırmıyorum. Haram olsun, zehir zemberek olsun. Ne babası?

    Bunlardan ancak şambabası olur. Ne yazık ki hiçbir şey yapılamıyor,

    Ne kadar acıdır ki, bu tür aileler var. Dayak yiyenler var, babasından nefret edenler var, babasının ölüm haberini alıp sevinecekler var.

    Yapmayın.

    Baba çok kutsal bir kelimedir. Baba çok önemlidir.

    Evlat ta çok önemlidir. Sizin bu şekilde yetiştirdiğiniz evladınızın ruh sağlığı ne kadar sağlıklıdır? Bu çocuklar sizce topluma ne kadar faydalı olabilirler, bu çocuklar sizin yaşlılığınızda sizin yanınızda olurlar mı? Bu çocuklar özellikle model olarak BABA tanımını sizde gördükten sonra acılarını unutup, belki de bilhassa acıtmak için sizin yaptıklarınızı taklit etmezler mi? 

    Çocuğunuz olsun diye uğraşırsınız, evlendikten bir süre sonra; çocuğunuz olmazsa yeri göğü yıkarsınız, eşinizden ayrılmaya bile kalkarsınız. Olacak illa da sizin çocuğunuz olacak – olacak – ki…

    Siz yazdıklarım gibi bir baba olasınız…

     

    Allah hepimizi böyle adı baba olup kendi canavar olan babalardan korusun…

    Âmin…

     

     

     

    Nazan Şara Şatana

    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    DİZİLER
      Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Sinema Televizyon Life Style | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : 0000 000 00 00 | Haber Yazılımı: CM Bilişim